Çocuğunuzu ilkokula alıştırmak için 6 öneri

Nişantaşı Sait Çiftçi İlköğretim Okulu, ilkokula başlayacak çocukların ailelerini 6 önemli konuda uyarıyor. İşte ilkokula başlayan çocuğunuza nasıl davranmanız gerektiği...

Çocuğunuzu ilkokula alıştırmak için 6 öneri

1. Okulun düzenlemiş olduğu/olacağı “oryantasyon programı”na düzenli şekilde uyulmalıdır. Bu programlar okuldan okula farklılaşabilmekte ve birkaç günden bir haftaya kadar sürebilmektedir. Bu programlar sayesinde, çocuk okuldaki mekana, kişilere ve psikolojik ortama uyum sağlamayı adım adım gerçekleştirmektedir.

2. Çocukla iletişim kurulan her durumda empatik olunmalı ve onu anladığımıza ilişkin söylemleri, iletişimin akışı içinde sık sık kullanmalıyız. Okula başlama, çocuklar için belirsizlikler ve heyecanlar içerdiğinden, her gün belirli bir süre onun anlatmak istediklerini çok fazla “sorgulama” mantığına dönüştürmeden dinlemek, onunla birlikte neşelenmek, mutlu olmak, onu anlayan ifadeler kullanmak bu süreçte oldukça destekleyici bir yaklaşım olacaktır.

3. Sevgi dolu, yumuşak ama bir o kadar da kararlı ve net bir iletişim dilimiz olmalıdır. Evde iken çocuğun “okula gitmek istemiyorum” şeklindeki tepkileri karşısında sevgi dolu ve kararlı bir karşılık verilmesi son derece önemlidir. Çocuğun bu tür ifadeleri karşısında ebeveynin, çocuğu dinlemesi ve empatik iletişim kurması esastır. Çocuğun duyguları, düşünceleri, kaygıları adına anlayışlı ve olumlu bir dil kullanmak gerekir. Bu empatik iletişimin sonunda ise kararlılığın vurgulanması gerekmektedir. İletişimin sonuna doğru, yine yumuşak ve net bir ifadeyle, “Seni anlıyorum ancak bu bizim tartışabileceğimiz bir şey değil. Biz işe gitmek zorundayız, sen de okula.” şeklinde bir konuşma yapmak kararlılığı vurgulamak anlamına gelecektir.

4. Okula gitme konusunda, kesinlikle geri adım atılmamalı ve bu konuda düzen mutlaka sağlanmalıdır. Bazı çocuklar okulun başında, bazıları da daha sonraki günlerde okula gelmek istemeyebilirler. Bu tür durumlarda, çocuğun okula getirilmemesi halinde, çocuğun alışma süresi uzamış ve ayrıca çeşitli bahanelerle okula gelmek istememesi de pekiştirilmiş olacaktır. Kaldı ki, tam da okula alışma aşamasına getirilen çocuğun tekrar geri çekilmesi de, bir sonraki aşamalarda uyum sağlamayı daha da zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle okula geliş gidişlerde düzenli ve istikrarlı olmak son derece önemlidir.

5. Okula bırakma seansları törenselleştirilmemeli ve sevgi dolu, kısa süreli ayrılmalarla tamamlanmalıdır. Çocuğun okula bırakılma anlarının uzun törenlere çevrilmemesi gerekir. Okula bırakma aşamasında, çocuğa sevgi dolu sarılmadan sonra “Burada arkadaşlarınla çok güzel eğleneceksin. Ben de işim bitince seni almaya geleceğim.” şeklinde bir ifade ile ayrılık süreci tamamlanmalıdır. Bir başka ifadeyle, ayrılık sürecinin mümkün olduğunca uzatılmaması gerekir. Çünkü uzun ayrılık seansları, çocuktaki gerilimin artması ve uzamasından başka bir işe yaramaz. Bu aşamada, çocuğun olası ağlama davranışları karşısında, “Neden ağlıyorsun?”, “Ağlayacak ne var?”, “Aaa… Ağlamak çok ayıp, bak arkadaşların duyacak.” gibi gereksiz ve işe çok da yaramayan sözler söylenmemelidir. Ayrıca, içinde “ağlama” sözcüğü geçen cümleler kurulduğunda, ağlamayacak çocuğun bile ağladığına da sıkça şahit olunmuştur.

6. Çocuğun okula gitmesi için her fırsatta uzun ve karmaşık “ikna cümleleri” kurulmamalıdır. Bazı ebeveynler, çocuğun okula alışması ile ilgili aşırı kaygılar taşıdıklarında, kendilerini her fırsatta çocuğu ikna etmek zorunda hissederler. Sık sık okul konusunu gündeme getirirler, kafalarındaki olası sorunları sorgularlar ve çocuğun üstüne giderek onu “ikna etmek” zorunda hissederler. Oysa, ikna cümleleri, çocuğu rahatlatmak amaçlı görünse bile tam tersi etki yaratabilmektedirler. Anne-babalar, aşırı kaygılandıklarında, bu kaygının çocuğa bulaşmasını önleyemezler. Beden dili, gözler, ses tonu, seçilen bir sözcük vb. gibi küçük ayrıntılar, kaygıyı çocuğa da kolayca bulaştırabilir. Kaygıyı azaltayım derken artırırlar. Okul odaklı yapılacak konuşmalarda, daha çok çocuğun ihtiyaç duyduğu anlar esas alınmalı ve dinleme odaklı iletişim kurulmalıdır. Bilinmelidir ki, çok konuşan değil, çok dinleyen ikna eder.

Kaynak: http://saitciftci.meb.k12.tr/

Emoji ile tepki ver!

Yorumunu Paylaş